DENİZ VE KIYININ HİKAYESİ

1.aşama :Gönül ehli olanlar gittiler, aşk şehri boş kaldı deme!

Cihan Şemsi Tebriz’i ile doludur onu görecek Mevlana gibi bir zat nerede?

Hucendi

Deniz ve Kıyı, kalp mesafesi olarak da çok yakın oldukları halde, ilk zamanlarda bu yakınlığın farkında değillermiş. Bir gün şiddetli bir rüzgar esmiş, Deniz’in dalgalarının manevi rüzgarı Kıyı’ya gelmiş. Kıyı herkesin çoktan farkında ve hayran olduğu Deniz’i daha derinlikli hisleri ile o zaman fark etmiş. Hayran olmuş ona.. Deniz’in güneş yansıdığındaki o güzel iyilik ışıltısı oluşturduğu halleri, okyanuslar kadar derin iç dünyası ve  bilgisi Kıyı’nın ona hayranlık hissetmesine sebep olmuş . Bir zaman gelmiş ki kader onları bir mektup vesilesi ile tanıştırmış. Kıyı küçük şişelerin içine mektuplar koyup, Deniz ‘e atarak kendisini ona anlatmaya başlamış. O kendi ruhunu Deniz’e benzettiği için onunla zaman zaman mektuplar aracılığı ile özel hatıralarını paylaşmaya devam etmiş. Kıyı için maddi varlıkların aşırı bir önemi yok imiş, o mana aleminde yüzmeyi daha çok severmiş. O nedenle mana alemine önem veren Deniz’i çok sevmiş. Aralarında derin, samimi, menfaatsiz bir dostluk kurulabileceğini düşünmüş. Zamanla Deniz, Kıyı ’nın ona yazdığı özel mektupları onun izni olmadan dostları ile paylaşmış. Kıyı bu durumu bir süre sonra fark etmiş ve hiç hoşnut olmamış mektuplarının paylaşılmasından. Fakat o sıralarda Deniz’e olan sevgisi ağır basmış ve bu konuyu ona ifade etmeden kendi gönlünde öylece kapattığını sanmış. Kıyının, zamanla mektupta yazdıkları, anlattığı konular Deniz’in de dikkatini çekmiş. Sonra onlar nasip olan bu tanışıklıktan sonra birbirlerini daha yakından tanımaya başlamışlar. Zaten ruhları da çok benzer gibi görünüyormuş, ruhsal olarak birbirlerine yakın olduklarını hissediyorlarmış. Sanki bir kelebek gelip önce Deniz ‘in sonra da Kıyı’nın üstüne değip geçmiş gibi bir haldeymişler ilk zamanlarda bu güzel dostluktan dolayı, oldukça huzurlu ve mutlu.. Zaman akıp geçtikçe paylaşımları arttıkça ruh olarak benzerlikleri, aynı anlam yönünde hayata bakmaları, bu tevafukun onlar için güzel bir fırsat olduğunu her ikisine de düşündürmüş. Birbirlerine çok değer vermeye başlamışlar, hem de birbirlerinden öğrenmeye. Zaten ikisi de öğrenmeyi, okumayı, yazmayı, kendi kör noktaları ile yüzleşmeyi ve içsel yolculuğuna çıkan bir seyyah gibi olmayı seviyorlarmış. Deniz’in o engin bilgisi, çok derin olan iç dünyası, iyi bir insan olmaya çalışması Kıyı’nın ona sürekli hayran olmasına neden oluyormuş. Deniz de Kıyı’nın öğrenmeye olan aşkını, farklı bakış açılarından olayları analiz edebilmesini beğeniyormuş. Gel zaman git zaman birbirleri ile güzel güzel anlaşıyorlarmış.

2.aşama: Bir dostu unutmaya çalışmak oldukça acı verici, insan hayatında kaç gerçek dost edinebiliyor ki?

Saint Exupery

Fakat zaman geçtikçe Kıyı Deniz’i tanıdıkça, onun güzel karakterinin yanı sıra, herkes gibi iyi ve kötü özelliklerinin de olduğunu fark etmiş. Yine de Kıyı Deniz’in iyi bir ruha sahip olduğunu düşünüyormuş. Onun başarıları ile çok ilgilenmiyor, güneşte parlayan o ihtişamlı halleri dikkatini pek çekmiyormuş. Kıyının hep kenarda olan ve dikkat çekmeyen daha mütevazi bir hayatı varmış. Sadece onu gerçekten seven insanlar onun hayatında yer alıyorlarmış. Bu durumundan çok memnunmuş Kıyı. Sahte ilgilerin hayatında olmasından ise gerçek sevgi ve samimiyet temelli olan ilişkileri yeğliyormuş. Deniz’ i gönlüne yakın bir dostu gibi çok seviyor ve ona saygı duyuyormuş . Zamanla Deniz aralarındaki bu iletişime Kıyı’nın düşündüğünden daha fazla bir anlam yüklemiş. Kıyı ‘dan onun ruhuna ve hayat felsefesine uygun olmayan, kendi gibi davranmasını engelleyecek bazı şeyler istemiş. Kıyı bu duruma çok üzülmüş, ne yapacağını ve nasıl davranacağını bilememiş. Kıyı hem Deniz’in hayatına hem de kendi hayatına zarar vermek istemiyormuş. Ayrıca Kıyı sadece kendi olarak sevildiği, olduğu gibi kabul edildiği dostluklar içinde kalmak istiyormuş. Aslında Kıyı, Deniz ‘in dostluğunu kaybetmeyi de hiç istemiyormuş, onu çok seviyormuş. Deniz’e gönderdiği mektuplar da anlattıklarını, detaylı olarak bir araya geldiklerinde tekrar konuşmak istiyormuş. Kıyı kendisini mektuplar ile ne kadar çok ifade etmeye çalışsa da Deniz onun hissettiklerini pek anlayamamış ve zamanla artık sadece kendi duygularını öncelemeye başlamış. Kıyının düşüncelerini yok saymış o zamanlarda, dolayısı ile aslında Kıyı ‘nın ruhsal varlığını da yok saymış. Deniz aralarındaki geçen bu iletişimde zaman geçtikçe her zaman kendi düşündüklerinin doğru olduğunu iddia ediyor ve sadece bu doğruluğu ispatlamak için uğraşıyormuş. Kıyı kendisine sürekli böyle davranıldıkça bu ilişkide kendisini değersiz hissetmiş. Deniz Kıyı’nın düşüncelerini ve duygularını yok saymış ve Kıyı kendi fikirlerinin sürekli hiçe sayıldığını düşünüyormuş. Deniz ve Kıyı ’nın zaman ilerledikçe aralarındaki iletişim sorunları çoğalmış. İlk tanıştıklarında karakter olarak çok benzediklerini düşünürken, daha yakın bu tanışıklıktan sonra karakterlerinde çok büyük farklılıkların da olduğunu anlamışlar. Anlaşmazlıklar, iletişim sorunları iyice artmış. Deniz ısrarla Kıyı’nın fikirlerini kabul etmemiş. Kıyı da uzun bir zaman sabretmiş, çözüm aramış, anlamak ve anlaşılmak istemiş. İletişimsizliklerden ruhsal olarak çok yorulmuş. Kıyı’nın artık söyleyebilecek bir kelimesi, kendini ifade edebilecek bir cümlesi ve ruhsal durumu kalmamış. Deniz ise kendi isteklerini önceliyor, Kıyı’nın söylediklerini hala bir türlü kabul etmiyormuş. Kıyı, bazı sıkıntılar sonrası , bu anlaşılamamanın verdiği heves kaybıyla sessizliğine gömülmüş. Zaman geçsede bir türlü ortak bir noktada buluşamamışlar. Deniz’in dalgalarının şiddeti ile gelen öfkesi yanındaki dağları sallıyormuş , bu öfke sürekli kıyıya çarpıyormuş. Kıyı sakince bu durumu dengelemeye çalıştıkça Deniz itiraz ediyormuş. Kıyı da Deniz’ de çok uğraşmış, emek vermişler. Fakat zamanla artık bu iletişimin ve yakınlığın birbirlerine zarar verdiğini fark etmişler. İkisi de aralarında mesafe olmasının daha hayırlı olacağını düşünmüşler. Zaten aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle yakınlıkların yerini tuhaf bir soğukluk hali ve ruhsal mesafeler almış.

 3.aşama :Olmuş olan olacaklar arasında en hayırlı olandır.

İbn-i Arabi

Yaz mevsimi gelmiş, Deniz’in dalgaları azalmış ve dalga seslerini azaltarak Kıyı ile arasına mesafe koymuş. Kıyı zaten uzun bir süreliğine mesafeli olmalarının daha hayırlı olacağını düşünüyormuş, Deniz’e bu durumdan memnun olduğunu anlatmış. Biraz kendi duygusal ve ruhsal durumlarını dengelemek ve bu yaşadıklarından öğrenmek için her ikiside birbiriyle görüşmeme kararı almış. Yaz mevsimi de geçmiş. Deniz’in eski sakinliği, dinginliği kalmamış. Deniz Kıyı ’ya çok öfkeli bir duygu halinde kalmış bir süre. Kıyı’nın ruhunun kötü ve merhametsiz olduğu fikrini, gerçekleri tam olarak yansıtmasa bile kendisini haklı gördüğü için herkese anlatmış. Her ikisi de bu sorunları yaşıyor olsalar bile bu hissettikleri hüzünleri mutlaka yaşamaları gerektiğini ve hayatta her şeyin en hayırlısının olduğunu düşünüyorlarmış. 

4.aşama: Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış..

Necip Fazıl Kısakürek

Aslında Deniz ve Kıyı’ya nasip olan bu ilişki ; ikisininde kendilerinde henüz fakında olmadıkları bilinçdışı sorunlarının ve ahlak yönünden eksiklerinin yani aslında kendi kusurlarının ortaya çıkmasına vesile olmuş. İkisininde bu ilişki vesilesi ile bütün kusurları ortaya dökülmüş. İkiside birbirleri için ruhsal bir ayna görevi görüp, birbirlerine kendi çirkinliklerini yansıtmışlar. Zamanla bu tanışıklıktan sonra her ikiside kendisini daha derin keşfetmeye, sorgulamaya ve düzeltmeye çalışmışlar. Çok uzun bir zamandan sonra Deniz Kıyı’nın düşünce ve duygularını yaşarken kendine göre haklı olduğunu anlamış ve onu hep güzel kelimeler ile anmış. Deniz artık kendi gerçek hayatında mutlu olmaya, ilim dağıtmaya devam etmiş. Kıyı da kendi hayatında bu tevafuktan öğrendiklerini hayatına geçirmeye çalışarak, ilgi alanları ile meşgul olmaya ve mutlu olmaya çalışarak  yaşamına devam etmiş. Aslında her ikisi de birbirlerinin hayatına; kendi gerçeklerini, kendi özünü bulmak ve İlahi Aşk’ı anlayıp yaşamak için girdiklerini uzun yıllar geçtikten sonra anlamışlar. Sonra da bu tevafuk için şükür etmişler Allah a, huzurlu olmuşlar .Yıllar sonra her ikisininde sahte kimlikleri yani maskeleri düşünce, görünmeyen gayb perdesi onların gözünden aralanınca bir gün yüz yüze karşılaşmışlar. Deniz Kıyı’yı tanımış, Kıyı ‘da Deniz ‘i. İkiside ruhsal olarak huzurlu, mutmain bir halde görünüyorlarmış. Birbirlerine dostça, sevgiyle bakmışlar. Birbirlerinin gözlerinin içinde büyük çabalar ile yaşattıkları o tatlı çocuğu görmüşler, o güzel renkli ışıltılı gözlerde.. Herkes kendi hayatında tekamül yolculuğuna daha da huzurla devam etmiş, sonu öte alem olan bu yolculuğun hakkını vermişler. Bu hikayenin sonu zahiri hüzünlü bir ayrılık görünse de, batini olarak çok güzel ve hayırlı bitmiş. Her ikisi de bu alem olan dünyada ve öte alem olan ahiret hayatında çok huzurlu olmuşlar :) 

Öznur Çetin Özcan

24.05.2022

3 Yorum

Suna Gülgüden

Suna Gülgüden

25 Mayis 2022
Tebrik ediyorumm Öznur hanım sizi bu güzel tazınızdan ötürü! Aslında hayatta en önemli şey herkesle ölçülü ilişkiler içinde olmak ve kimsenin dar alanına girmemek, birbirine saygı göstermek!! Ellerimizin parmakları bile farklı boylarda iken, diğer insanların bizden farklı karakterlerde olmalarını kabul etmeliyiz ve onları oldukları gibbi kabul etmeliyiz. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı göstermek zorunda!! Tekrar TEBRİKLER!!
Nilgün tezer

Nilgün tezer

18 Haziran 2022
Tasvir ve analizlerinizi çok beğendim...
Öznur çetin özc

Öznur çetin özc

27 Haziran 2022
Suna Hanım her zaman ki gibi o güzel görüşünüze çok teşekkür ederim, Nilgün hanım sizede çok teşekkür ederim.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.