Onu ilk kez askerlik hizmetini yaptığı sırada Edremit"te, komutanı Yüzbaşı Osman Nuri'nin evinde görmüştü. Komutanının lojmanına bir şey almak için uğradığında çaldığı kapıyı bu kez komutanın eşi veya çocukları yerine ışıl ışıl gözlerle gülen bir genç kız açmıştı. Bu beklenmeyen peri kızı onu kapıya mıhlamıştı. Ne söyleyeceğini bir an için unutan asteğmen Ömer Lütfi kapıda kilitlendiği kara gözlerin esaretinden kurtulunca şaşkınlığın yerini bu kez mahcubiyet almıştı. Hemen toparlanan Asteğmen çekinerek "komutanım beni emretmiş" diyebilmişti.
Komutanı kapıya gelip ona bir konu ile ilgili talimat verdikten sonra lojmanın bahçesinden hızlı adımlarla ilerleyerek atının sırtına seri şekilde atladıktan sonra beyninde fırtınalara dönüşen bir sürü sorunun istilasına uğramıştı. Kimdi ? Neyin nesiydi bu esmer güzeli kız? Komutanın misafirimiydi? akrabası mıydı ? Onu bir daha görebilecek miydi? Elleri her zaman çok terlerdi bu kez ellerinin hem terlediğini hem de titrediğini fark etti. Bir hamle ile sırtına atladığı atının üstünden son kez başını çevirip komutanının lojmanına doğru bakmak istedi. O anda irkildi. O esmer güzeli kızda kendini yarı açık tül perde arkasına kamufle ettiğini sansa da atlı süvariye baktığını gizleyememişti. Üstüne Yıldırım düşen ağaç misali Asteğmen Ömer Lütfi atını mahmuzlamasıyla küheylan ok gibi dört nala gözden kayboldu. Kendi lojmanına geldiğinde sigarası yaktı ve bu kızın kim olduğunu öğrenmesi gerektiğine karar verip, Postası Cemali çağırdı.
Cemal "Emret komutanım"
"Cemal evladım, Bugün Yüzbaşı Osman Nuri'nin evinde misafirlere rastladım. Senin kulağın deliktir. Komutana kimler gelmiş öğrenebilir misin?
Komutanım " sanırım Yüzbaşımın İstanbul'dan baldızı misafir olarak gelmiş Bir süre onlarda kalacakmış" .
"Aferin sana Cemal gidebilirsin"
"Sağol komutanım".
Gönlüne düşen bu korun ateşi artık bütün bedeni yakmaya başlamıştı. Çeşitli bahanelerle Komutanına uğramaya çalışıyordu. Üç çocuk sahibi Yüzbaşının hanımı Vahide hanım asteğmen Ömer Lütfi'nin davranışlarından gereken anlamı çıkarmıştı. Kız kardeşine bir ara " Bak canım bu asteğmen in mesleği öğretmenlikmiş çok çalışkan çok kaliteli yakışıklı bir genç. Tavırlarından sana ilgisi olduğunu hissediyorum.Sende ayni duygularda mısın? diye sorduğunda Kız kardeşi Süheyla'nın yüzü kızarıp başını öne eğince. " Tamam mesela anlaşılmıştır." dedi
Vahide hanım bir gün Edremit şehir merkezine inmek üzere Garnizonun kapısında araç beklerken Asteğmen Ömer Lütfi bu fırsatı kaçırmayarak yanına gidip "Komutanım Edremit'e sizi bırakayım. " diyerek hemen jeepini alır gelir. Vahide hanım da araca binince hal hatır sonrası konuyu açar.
" Bak evladım kız kardeşim bir süre sonra İstanbul'a dönecek. Sanırım karşılıklı bir ilgi yaşıyorsunuz. Babamızı o küçükken kaybettik ağabeyleri ben ve Yüzbaşı onun sorumlularıyız. Niyetin ciddi ise gerekeni yap" der ve araçtan iner.
Asteğmen Ömer Lütfi tam istediği durumu oluşturmuştu. Ancak kendi cephesinde büyük sorun yaşayacağını biliyordu. Çünkü Zile'nin tanınmış tüccarı babası analığı ve ona annelik yapmış ablaları asla onun İstanbul'dan bir kızla evlenmesini onaylamazlardı. Üstelik İstanbullu bu kız Kıbrıstan göç eden bir aileye mensuptu. Zaten ailesi ona Zile'nin tanınmış ailesi Cankutoğullar'nın kızı Safiye'yi almak niyetindeydiler.
Ömer konuyu mektupla ailesine bildirip ben burada tanıştığım Komutanımın baldızı ile evlenmek istiyorum. Gelin onu isteyin şeklinde yazdığı mektupa yanıt bile verilmedi. Zira aile çok kızmıştı.Verilmeyen yanıt "Nasıl olur bilmediğimiz Kıbrıslı bir kızla evlenmek isteme çüreti gösterirsin" tepkisinin net mesajıydı.
Bu kez Bursa'da kendisi gibi öğretmenlik görev yapan ortanca ablası aklına geldi. Ona yalvarır ifadeler içeren bir mektup gönderdi. Oda aslında ailenin ortak kararına imza atanlardandı. Ömer Lütfi diretti bir daha mektup yazdı. Acele Edremit'e gelmesini istedi. Abla yüreği dayanamamıştı Edremit'e geldi. İki kardeş kucaklaştılar. İkisinin de gözleri dolu doluydu. "Ablacım; ben aşık oldum. Gönlümün isteği doğrultusunda evlenmek istiyorum. Bizimkiler belli ki istemeye gelmeyecekler. Ne olur gel sen iste Canım ablam" ifadesine ablası " Peki ama babamgil beni de afaroz edecek bunu biliyorsun" ."Ama senin için göze alıyorum. Haber gönder, yarın istemeye gidiyoruz." dedi
O gece Asteğmen Ömer Lütfi heyecandan sabaha kadar uyumadı . Hatta bir ara atına atlayıp Edremit sahilinde dörtnala at koşturup, lojmana döndü. Kabına sığamıyordu.
Nihayet Kıbrıslı Beşiktaş güzeli istenmiş, nişan, nikah tarihleri belirlenmişti. Nişan Edremit'te, Nikah Beşiktaş'ta yapılacaktı. Her şey planlandığı gibi oldu. Tokatlı öğretmen Ömer Lütfi muradına ermişti. Kıbrıslı eşine ilk hediyesi "Kıbrıs güzeli" şiirini yazmak olmuştu. Bu mutlu çiftin üç çocukları oldu. Bendeniz de ortanca çocuk olarak çocuklarına ve birbirine düşkün ailemizin bir üyesi olarak dünyaya "Merhaba" dedim. Çift sevgiden oluşan büyük bir güç oluşturmuşlardı. Karşılarına çıkan her zorluğa birlikte karşı koyuyorlardı. Böylece Gebze, Kayseri, Malatya, Urfa, Çanakkale, Biga, İzmit, Bursa, Ankara'ya istemli veya istemsiz tayinleri bunları getirdiği maddi manevi çileleri, sıkıntıları sineye çekmek hiçbir zaman sorun olmadı. Kıdemli bir eğitimci olan ve eğitimin her makamını sırasıyla ; Öğretmenlik, Müdürlük, Müfettişlik, Milli eğitim Müdürlüğü, Şube Müdürlüğü, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı,Genel müdürlük ve Uzmanlık unvanlarının getirdiği görevleri başarı ile gerçekleştiren Ömer Lütfi'nin her daim cüzdanında Kıbrıs güzeli Süheyla'sının fotoğrafı bulunurdu.
Tokat kültürü ile yetişmesine rağmen eşi Süheyla'nın Kıbrıs kültürünü daha çok benimsemişti. Kıbrıs mutfağı ise onun favori tatları arasında baş sıralarda yerini almıştı. Eşinin akrabalarını çok sever çok önemserdi. Hele hele sonradan bacanak oldukları komutanı Osman Nuriye büyük sevgi ve saygısı vardı.
Kıbrıs barış çıkartmasından sonra sık sık Kıbrıs'a gidiyor orada olmaktan büyük keyif alıyordu. Oysa Evlendikten sonra Tokat'a bir daha hiç gitmemişti. Zaten Babası ve kardeşleri de Bursa'ya taşınmışlardı.
Bir vesile ile karısının tabi olduğu çifte vatandaşlık hakkından oda yararlanıp oda KKTC vatandaşlığı aldı. KKTC kimlik kartını her vesile herkese göstermekten çok büyük mutluluk duyardı.
Üç çocuk büyüdü evlendiler. Torunlar oldu aile büyümüştü. Onun Süheyla'ya olan sevgisi hiç değişmedi.
Ne yazık bir gün 81 yaşındaki Süheyla gece yarısı lavaboda şiddetli şekilde düştü. Panik heyecan korku dolu hastane günleri başladı. Canı, aşkı Süheylası felç olmuştu. Kendisi o sırada 84 yaşında olmasına rağmen ve çocuklarının "sen evde kalmalısın, hastaneye gelme biz sana güzel haberler vereceğiz" demelerini asla dinlemiyor günde iki kez hastaneye geliyordu. Yüzü solmuş rengi ruhsarı gitmişti. Çocukları ona da bir şey olacak diye üzerine titriyorlardı.Üç haftalık hastane serüveni sonrası Süheyla eve getirildi. Ancak sol tarafı tutmuyordu. Yüzün sol tarafı da şeklini kaybetmiş vaziyetteydi. Ona hasta yatağı alındı ve salonun ortasına kuruldu. Bakıcılar, çocuklar annelerine bir şeyler yapmak üzere çırpınıyorlardı. Ömer Lütfi ise salondaki koltuğunun yönün pencereden alarak tam Süheyla'sının karşısına döndürdü. Öyle ki saatlerce onu seyrediyor. Ara ara herkese talimatlar verip "Aman ha ona iyi bakın" diyordu. Bu izleme bir yıl aralıksız devam etti. Çok sarsılmıştı o güne kadar " Lütfi bey asla yaşının adamı değil maşallah çok dinç " dedikleri o Lütfi bey bir gün apartmanın giriş merdivenlerinden yuvarlanarak düştü. Sol kalçası ve sol omzu kırılmıştı. Oğlu Serdar en yakın hastaneye götürdüğünde onu muayene eden genç doktorun onun da duyacağı talihsiz bir üslupla "bu hasta yaşamaz" demesine üzerine oğlu bu hadsiz doktorla tartışmıştı.
"Hastanın yüzüne karşı nasıl bu yaşamaz" diyorsunuz ."Ben gerçeği söylüyorum ve bilin istiyorum"
Oğlunun yaptığı araştırma ne yazık doktorun teşhisini doğruluyorsa da hastanın yüzüne söylenmesi her zaman için kabul edilmezliğini koruyordu.
Teşhisin doğruluğunun genel gerekçesi kalçası kırılan hastanın kısa sürede ayaklanıp yürümesinin zaruri olmasına karşın , bizim hastanın omzunun da kırık olması nedeni ile bu işlevi yapamayacağı gerçeğiydi. Bu durumdaki hastanın yatalak olmasının kaçınılmaz olması ve başta pıhtı atması nedeni ile yaşamını devam ettiremeyecek durumda olmasıydı.
Ne yazık doktor bu gerçeği söylemekte bir beis görmemişti. Ancak doktorun dikkate almadığı bir kaç faktör söz konusuydu. Birincisi kararı verinin Tanrı olmasını, Oğlu Serdar'ın azmini ve Ömer Lütfi'nin Süheyla'ya olan aşkının oluşturacağı yaşama mücadelesini ne yazık bilmiyordu. Gerçektende doktorun dikkate almadığı tüm faktörler başladı ve evde 45 gün süren kanguru yürüyüşleri fizyoterapist çabaları iyi bakım ile Ömer Lütfi üç ayda eski haline dönüp büyük aşkı Süheyla'nın yatağının tam karşısındaki yerini y,ne aldı. Süheyla'sını izleme tam 2,5 yıl daha sürdü ve bir gün bakıcı her ikisine Çorba içirirken, Süheyla içmek istemedi ve gözlerini bir daha açmamak üzere yumdu. Herkes yıkılmıştı ama en çok Ömer Lütfi. Altmış yıllık aşk hikayesinin bir kahramanı ayrılmıştı. Eve koşan çocuklar, komşular üzüntülerinin yanında Ömer Lütfi için endişe ediyorlardı. Süheyla'nın cenazesi halıya kondu ve ilgililerin gelmesi beklenirken Ömer Lütfi'nin " Onu yerden alın ve yatağa koyun, O benim canım yerde üşüyecek" ifadesi herkesi şaşırtmış, korkutmuş ve duygulandırmıştı. Çocukları bu kez hastanedeki o patavatsız doktor gibi onun sevimsiz teşhisi koymuşlardı Ömer Lütfi için.
" Bu üzüntü ile babamız artık çok yaşamaz yakında Süheyla'sına kavuşmak ister "diye endişe ediyorlardı.
Ancak onlarda yanıldı. Ömer Lütfi 6 yıl Süheylasız yaşadı. Cüzdanında resmi ve oturduğu koltuğun tam karşısındaki duvara astırdığı büyük bir Süheyla'sının fotoğrafına bakarak yaşadı.
Kıbrıs güzeli Süheyla'sına kavuşmak için sanki 20 Temmuz 2022 Kıbrıs Barış harekatının yıl dönümünü bekleyen Ömer Lütfi , karısının bulunduğu kabire o gün konuldu. Böylece Kıbrıs'ın kurtuluş kutlamalarında oda Kıbrıslı aşkına kavuştu.
Serdar TAŞTANOĞLU
06.07.2022
Yazarın Diğer Makaleleri
- 21 Haziran 2024 CAIRO CONCERT AND TRAVEL NOTES
- 18 Temmuz 2023 MASAL DİYARI JEİTA BEYRUT ANILARIM
- 29 Mayis 2023 HÜLYA, BOĞA KUYRUĞU KEBABI VE DON KİŞOT-2
- 02 Mayis 2023 İSTANBUL ANILARIM IV
- 02 Mayis 2023 İSTANBUL ANILARIM III
- 19 Eylul 2016 BİR HASTAYI KURTARDINIZ
- 05 Ekim 2022 BİR KURABİYENİN PEŞİNDEN
- 05 Agustos 2022 KIBRISLIM, AŞKIM (Ömer Lütfi Taştanoğlu Anısına)
- 07 Mayis 2022 CANIM ANNEME VEDA
- 13 Ekim 2021 İNGİLTERE ANILARIM 1
- 20 Mayis 2021 AZERBAYCAN ANILARIM 4 BAKÜDE SON GÜNLER
- 10 Mayis 2021 AZERBAYCAN ANILARIM 3 TARİHİ TÜRK ŞEHRİ ŞEKİ
- 16 Nisan 2021 BİZİMKİ BİR AŞK HİKAYESİ
- 18 Mart 2021 AZERBAYCAN ANILARIM II BAKÜ
- 08 Mart 2021 AZERBAYCAN ANILARIM I
- 17 Ocak 2021 HIZIR
- 03 Agustos 2020 AHMET, FRANSIZ GUYANASI VE KİBİR
- 12 Temmuz 2020 KEMER
- 03 Temmuz 2020 KORKU ,ÖZÜR, SELAM
- 28 Haziran 2020 SİYAH KOT
- 13 Haziran 2020 SARI, KOCA GÖBEK, SARIEFE VE PUDİNG
- 05 Haziran 2020 NEFES ALAMIYORUM I CANT BREATHE
- 04 Haziran 2020 ÇEVRE BIKMADAN USANMADAN DÖVDÜK ONU HEM DE EVİRE, ÇEVİRE
- 31 Mayis 2020 BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM
- 18 Mayis 2020 18 MAYIS KIRIM SÜRGÜNÜ ANISINA
- 16 Mayis 2020 TANRININ TÜRK MİLLETİNE LÜTFU
- 20 Nisan 2020 KOMPOZİT
- 27 Mart 2020 SICAK LAHMACUNLAR
- 12 Aralik 2015 Şefkati дядя (русская версия)
- 27 Aralik 2016 OUR PASCAL
- 06 Subat 2019 PRİZREN KAHRAMANLARI II
- 30 Ocak 2019 PRİZREN'İN KAHRAMANLARI I
- 27 Agustos 2018 HOŞGELDİN BABACIĞIM II
- 14 Temmuz 2018 HOŞGELDİN BABACIĞIM I
- 14 Mayis 2018 İSTANBUL ANILARIM IV
- 13 Nisan 2018 İSTANBUL ANILARIM III
- 09 Ocak 2018 İSTANBUL ANILARIM II
- 02 Aralik 2017 İSTANBUL ANILARIM I
- 26 Agustos 2017 CAN ÇEKİŞEN ADA ATLARI...
- 21 Agustos 2017 DESPİNA, EVDOKSİYA, ANASTASYA, KATRİN, MARİ,BAJRAKLI CAMİJE
- 04 Agustos 2017 KAPTAN MR. DİK
- 20 Temmuz 2017 HVALA SARAYBOSNA
- 06 Mart 2017 HÜLYA, BOĞA KUYRUĞU KEBABI VE DONKİŞOT 1
- 20 Aralik 2016 ŞİŞLİLİ TALİN'DEN … TALİNDEKİ MARİKA'YA
- 28 Kasim 2016 PERSONEL ÇALIŞTIRMAYAN GÖZDE OTEL
- 21 Ekim 2016 KRALİÇE'NİN BALIĞI-2
- 14 Ekim 2016 KRALİÇENİN BALIĞI
- 19 Eylul 2016 BİR HASTAYI KURTARDINIZ
- 05 Eylul 2016 MEZARLIKTA HATIRA FOTOĞRAFI
- 20 Agustos 2016 EVİMİZ MÜSAİT BURADA KALIN.
- 06 Agustos 2016 BİSİKLETLİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI VE SARHOŞ GEYİKLER
- 15 Temmuz 2016 ALEPPOLU İSMAİL
- 27 Haziran 2016 BURADA KALSANIZ OLMAZ MI ?
- 30 Mayis 2016 OTOBÜSTEN AŞAĞI İNSİN...!
- 30 Nisan 2016 MR BENTHEİM VE SAADET ABLA
- 02 Nisan 2016 MASAL DİYARI JEITA
- 13 Mart 2016 CANIM ANNEME VEDA....
- 05 Mart 2016 DUBLİN'DE YANIK SESLİ KIZIMIZ ASLI STOKES
- 15 Subat 2016 EFE, VENEDİK-TRİESTE-RİJEKA-ZAGREP
- 27 Ocak 2016 MR FESSBENDER
- 22 Ocak 2016 ÖN YARGI
- 12 Ocak 2016 VANLI GÜZEL KARDELEN
- 03 Ocak 2016 ZEYTİNBURNULU AUDREY ALANYALI PHİLİP
- 27 Aralik 2015 BİZİM PASCAL
- 17 Aralik 2015 RESİM ÖĞRETMENİM
- 12 Aralik 2015 ŞEFKATİ AMCA
- 05 Mart 2016 MUSIKİ DERNEKLERİNİN SORUNLARI 1
41 Yorum
Semra Yıldırım
06 Agustos 2022Aydın Çetinkaya
06 Agustos 2022Erdogan Kocaata
06 Agustos 2022Yasin Elmas
06 Agustos 2022filiz alkan
06 Agustos 2022Halit Çalışkan
06 Agustos 2022Çetin Adalet
06 Agustos 2022Nurdan Erakıncı
06 Agustos 2022Yeşim Bülbül
06 Agustos 2022Aslihan Jadidi
06 Agustos 2022Ayşe gucun
06 Agustos 2022Kadriye Baysa
06 Agustos 2022Fazilet Sezer
06 Agustos 2022Ayla
06 Agustos 2022rüstem
06 Agustos 2022Esin Tütüncğ
06 Agustos 2022Turgay Çil
06 Agustos 2022Derya Şahinalp
06 Agustos 2022Nilgün tezer
06 Agustos 2022Gülzerrin
06 Agustos 2022Başaran Berbero
06 Agustos 2022Suna Gülgüden
06 Agustos 2022Ceyda Çiltaş
06 Agustos 2022Nazife Sefer
06 Agustos 2022Veysel
06 Agustos 2022Özlem Çağrıcı
07 Agustos 2022Aliye Soycan
07 Agustos 2022Zennube Lalbay
07 Agustos 2022ERTUĞRUL ÖZBAĞ
07 Agustos 2022Bahar Arduç
07 Agustos 2022Gonca Borça
07 Agustos 2022Gülay Özdil
07 Agustos 2022Melahat Kalende
07 Agustos 2022Bedriye Darcan
07 Agustos 2022Bilgi Saygıner
07 Agustos 2022Meral Esentürk
07 Agustos 2022Ferahi Konukoğl
07 Agustos 2022Zerrin İzgi
08 Agustos 2022Neşe Terazi
08 Agustos 2022Evin Gençosmano
16 Agustos 2022Öznur çetin özc
26 Agustos 2022