BENİ NASIL DELİRTTİLER?

Televizyonun karşısına oturmuş herkesin diline dolanan diziyi seyrediyordu.Bir kadının hayat mücadelesini,çocukları ile olan ilişkisini ve eşinin tüm hoyratlıklarına nasıl direndiğini anlatıyordu dizi.Tüm arkdaşlarının dilindeydi."Yazıkmış kadına,hiç  hak etmiyormuş yaşadıklarını,çocukları neden sahip çıkmıyormuş annelerine,görmüyorlar mıymış babalarının ne haltlar karıştırdığını?"Hiç yorumda bulunmaz, soranlara da " ben izlemiyorum,eşim başka programlar seyrediyor" diyerek sıyrılırdı konudan.Halbuki hiç kaçırmadan izliyordu.İzlerken de arkadaşları gibi kadının durumuna üzülmüyor,"Allah Allah neredeyse benim hayatımı dizi yapmışlar " diyerek hayretler içinde kalıyordu.

Evlenmeyi hiç istememişti aslında.Okumak istiyordu.Okulda öğretmenleri gelecek için başarılı buluyorlardı kendisini.Annesinin yetişme tarzı"kız kısmı okuyup ne yapacak "zihniyetini yerleştirmişti kafasına."Okuma-yazma biliyorsun neyine yetmiyor? Dua  et liseyi bitirmene izin verdik.Daha fazlasına gerek yok.Kocan sana bakar, sen de çocuklarına" demişti.İkinci çocuk da erkek olunca kocası pek sevinmişti.Bir sene boyunca neredeyse hiç kavga olmamıştı evde.Hoş tutuyordu kendisini.Bundan önceki yıllarda kime kızarsa hırsını ondan çıkarırdı.

Alacağı parayı tahsil edemez "niye bir ekmek fazla aldın" diye,parasını tahsil eder ama o gün eve harçlık bırakmamıştır"ben sizi aç mı bırakıyorum, niye evde doğru dürüst yemek yok?" diye,akrabaları gelir"bana neden önceden haber vermedin?" diye,yani aklına gelen her sebepten olay çıkarıp,darp etmeye hazır bir halde yaşardı kocası.

Erkek kardeşi kendisinden 2 yıl sonra evlenmiş,anlaşamıyarak iki sene içinde boşanmıştı.Annesi krizler geçirmişti."Benim oğlum nasıl boşanır,ben aleme ne derim,gelin hanım oğlumun kıymetini nasıl bilemez,bizim sülalede evlilik ölümle biter" diye diye kendisini helak etmişti.Babasının sözü zaten hiç geçmezdi evde.Eskiden babasının haline üzülürdü.Zaman geçtikçe üzüntü yerini öfkeye bırakmıştı.Biraz istikrarlı,sözü geçen bir baba olsa kendi hayatı da daha farklı olurdu.Zamanında dedesinin yanında çalışırmış babası.Kimsesiz sakin bir insanmış.Dedesi de" huyunu suyunu biliyorum,oğlum gibisin.Gel benim kızı sana vereyim geçinip gidersiniz" diyerek annesine bile sormadan evlenmelerine karar vermiş.Annesinin baskın karakteri ile de iyice sessizleşmiş, görevlerini yerine getirmişti sadece yıllar içinde.

Annesinin boşanmaya karşı tepkileri yüzünden kendi huzursuzluğunu dile getirememişti.Erkek kardeşi için bu kadar çırpınan annesi, kendisi söz konusu olunca herhalde kıyamet kopartırdı.

Böylece yıllar geçti.Erkek kardeşi bir kere daha evlendi.Yine anlaşamadı 6 ay sonra boşandı." Ben buralarda yapamıyorum" dedi yurt dışına yerleşti.Fransız bir kadınla yeniden evlilik yaptı.Ne annesini ne de babasını düşünmüştü zaten hayatı boyunca "Bir kere geliyoruz dünyaya,başkası için yaşayamam" derdi.

Annesi kardeşi gittikten kısa bir süre sonra kalp krizi geçirerek vefat etti.Babası hiç zaman kaybetmeden yeniden evlendi."Ben tek başıma ne yaparım?"dedi ve yeni bir hayat kurdu kendisine.

Bir süre sonra baktı ki kimsenin kendisine ihtiyacı kalmamış.Kardeşi yurt dışında,babası yeni bir hayatın içinde, çocuklar büyümüş ve neredeyse söz dinlemez olmuşlardı.Kimse ona fikrini sormuyordu.Eşi biraz daha yaşlanmış ama huyundan hiç vazgeçmemişti.Yıllar içerisinde sakinleştiriciler ile ayakta kalmayı başarabilmişti.Kendisini hiç bir zaman için güçlü ve hayata karşı ayak diretecek durumda hissetmemişti.Bu özelliği babasından geliyordu.Acaba kendi eşi de bir gün ölürse babası gibi yeniden bir düzen kurabiliriyfi kendisine? Bunu öğrenme şansı hiç olmayabilirdi..

Yaşadığı hayat artık şu haldeydi;

Çocuklar;"annem her zaman depresyonda,aldığı ilaçlarla sersem gibi dolaşıyor. Bir kaç arkadaşı dışında hiç sosyal hayatı yok.İçine kapanık yaşıyor."

Babası"Ahhh canım kızım toparlanman lazım.Çık gez -dolaş biraz."

Eşi;"Görüyorsunuz işte,yıllardır bir deli ile yaşıyorum.Kendisine hayrı yok ki,bana ne faydası olsun.

 

Ayla BEŞER

 

27.08.2022

4 Yorum

Filiz Alkan

Filiz Alkan

27 Agustos 2022
Çok derin bir kadın meselesini kaleme almışsın tebrikler
Halit Çalışkan

Halit Çalışkan

28 Agustos 2022
Bence bu senden okuduklarımın en iyisi sanki yaşadığımız hayatı anlatıyor çok canlı kanlı bir anlatım tebrik ederim yazılarınızın tiryakisi olup çıktık haydi bakalım devam et durmak Yok
Aysel

Aysel

28 Agustos 2022
Bir psikatr bize hic bir zaman hasta olan insanlar gelmez onları zorla bu duruma sokan cevresindeki gerçek hastalardir diye bir ifade kullanmıştı. Çok doğru iste boyle belirtirler insanı sonrada geçer seyrederler. Ellerine sağlık arkadaşım.
Suna Gülgüden

Suna Gülgüden

31 Agustos 2022
Önce can sınra canan demişker! Onun için herkes öncelikle kendi canının kıymetini bilmeli ve aşırı fedakarlıktan kaçınmalı!

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri