MEÇHUL

Uykudasın biliyorum bu saatte, umarım huzurlu ve rahatsındır. İnsanın kendisini yalnız, sıkkın hissetmesi nedir bilirim. Üstüne bir de yorgunluk eklenir, neyden yorulduğunu anlayamaz bile insan. İş midir onu yoran, yalnızlık mı, mecburiyetler mi? Tam da artık kendime vakit ayıracağım denilen dönemlerde halen çabalıyor olmak, ama kendin için değil başkaları için çabalıyor olmak yorar insanı. Beyninde, ruhunda, ,aklında, kalbindeyim. Ne yazık ki yanında olamıyorum. İhtiyacın olduğunda kahveni getirsem, sırtını sıvazlayıp sana güç versem, belki ara sıra boynuna ufak bir masaj, yanağına küçük bir öpücük. Eminim çok fark katardı hayatına. Uzaktan ancak bu kadar o da her zaman bile değil. Yine de kendimi şanslı sayıyorum. En azından düşünüldüğümü, sevildiğimi, arzulandığımı biliyorum. Aynı duygulara sahip iki kişiyiz ama tek taraf gösterebiliyor o duyguları. İlk başlarda seni anlamaya, tanımaya çalıştım. Benden kaçtığını düşünüyordum. Zamanla bu duygumda yanılmadığımı da anladım. Farkına varmadan itiraf bile ettin. Hak veriyorum sana elbette. Hiç alışık olmadığın, düşüncelerinde yer almayan ve sorsalar asla yapmam diyeceğin bir durumun içine düşmüştün. Aklın hayır diyordu. Sana evet dedirten şeyin kalbin olduğunu da sanmıyorum. Çünkü sen beni tanıdıkça sevmeye başladın. Bunu ne kendine ne de bana hiç itiraf etmedin. Zaman zaman ben de kendimi sorguladım. Senede belki de iki kere görüşme imkanı bulacağın birisini neden hayatına sokuyorsun dedim. Ayrı şehirlerde, ayrı hayatları yaşayan iki kişi. Tesadüfler sonucunda karşılaşmış, mecburi vakit geçirmek zorunda kalmıştık. Ben kendi adıma mecburiyet hissetmiyordum ama senin böyle düşündüğünü anlamak pek zor değildi. Hatta o mecburiyetlerden kaçmak için güzel bahaneler de yarattın. Alışık olmadığını biliyorum, sohbet ettiğimiz zaman kendimi vazgeçilmezin gibi hissediyorum, geçmişe yönelik keşkelerin bana umut oluyor. Sohbet sona erince bir hafta on gün yok oluyorsun. Bırak geleceğe yönelik beklentileri anı bile yaşayamıyorum. Üstelik ne olacağı belli değil anı yaşa derken yaşatacak bir anı bile yaratmadığının farkında değilsin. Bazen acaba sıkılıp vazgeçmemi mi bekliyor diyorum. Sonrasında bir anda beni düşündüğünü belirtir bir hareket yapıyorsun. Bugüne kadar olan ilişkilerim içinde en sabırlı davrandığım sensin. Beklentilerimi en aza indirdiğim, elimdeki ile mutlu olmak için çaba harcadığım, sıkboğaz etmeden, kendimi ortaya koymadan verilene razı olduğum. Belki de bunun için bu kadar rahat davranıyorsun. İnsanlar kendisine verilene razı olmayı pek bilmiyorlar, her daim bir tık daha fazlasını, belki de hiç farkında olmadan bekliyorlar. Bir sünger misali doyumsuzca alıyorlar verilenleri. Ancak sıktığında suyunu çıkarabiliyorsun ya süngerin, zorlamadan kendi rızasıyla bırakmıyor emdiklerini işte öyle.. Devamı yoktu, yazılanlar burada sona eriyordu. Sahaflardan aldığı eski bir kitabın içinden çıkan mektup önce şaşırtmış, okudukça da etkilemişti. İsim yoktu, yazan kadın mıydı erkek mi belli değildi. Neden hiç gönderilmemişti? Ya da acaba kitap sahibi kendisine mektup yazılan kişi miydi? Büyük bir ihtimal mektubun ilk ve son sayfası kaybolmuştu. Cevabını hiç öğrenemeyecek olması ise üzüyordu onu… Ayla BEŞER 08.11.2021

3 Yorum

Suna Gülgüden

Suna Gülgüden

08 Kasim 2021
Elinize sağlık Ayla hanım yine duygusal, hoş bir yazı olmuş! Tebrik ederim!! Roman tadında okudum!
ERTUĞRUL ÖZBAĞ

ERTUĞRUL ÖZBAĞ

08 Kasim 2021
Ayla hanım bence sizde yazarlık nüve si var, bu yazdıklarınız ve yazacaklarınız bir kitap halinde ortaya çıksa iyi olur, ne var sanki yazanlar sizden çok mu farklı,tebrikler.
Ayla

Ayla

15 Kasim 2021
Çok teşekkür ediyorum Suna hanım ve Ertuğrul bey. Yavaş yavaş benim de aklıma sokuyorsunuz valla kitap işini:)

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri